Hayvan severler ayaklandı, bakandan tık yok!
| APG - Presse |
APG s Stellungnahme zum Tierschutz in der Türkei
Bugün haftanın dördüncü günü. Notlarıma baktım dört günde, resmi makamlara dört günde üç dilekçe vermişim. Nedeni de; gördüğüm aksaklıklar ve vurdumduymazlıklar. Ve de, bazıları resmi kurumda çalıştıkları için kendilerini “yasa” olarak görmeleri.
Hani mahallenin namusunu koruyan gençler vardır ya, onun bir başka türü…
Bir delikanlı, mahalleden geçerse “Neden geçtin?” diye hesap soranlar oluyor ya, benzer durum… Çünkü onlar orayı sahiplenmişler. Bazı devlet memurları da işyerini kendi babalarının çiftliği sanıyorlar. Görevlerinin vatandaşa yardım olduğunu unutuyorlar. Ve de, yarım yamalak bilgileriyle “Ben istedim”, “Ben biliyorum”, “Ben düşündüm!” diye sözlerine başlıyorlar.
Zaten dikkat ederseniz yerel seçimlerden sonra hemen her yerde birçok belediye başkanının “Ben yaptım”, “Ben kazandım” demeye başladığını görüyoruz.
“Ben” sözcüğünü sadece ve sadece, “gerçek hayvan severlerin” kullandığını görüyorum. Ve de birlik beraberlik sadece onlarda olduğuna şahidim.
Çünkü, “gerçek hayvan severlerin” bencillik duygusundan sıyrılmış, sadece ve sadece hizmet ve yardım aşkıyla tutuştuklarını biliyorum.
Dikkat ederseniz “hayvan severlerin” başına hep “gerçek” kelimesini de ekliyorum.
Çünkü; “hayvan sever”, ya da “hayvan dostu” olarak kendini gösteren, bu işten küçümsenmeyecek paralar ve güzel sıfatlar kazanan o kadar çok kişi var ki, saymaya kalkarsanız Türkiye Büyük Millet meclisi’ni doldurduklarını, hatta geçtiklerini ayakta kaldıklarına bile şahit olursunuz.
Bir zamanlar, patronum Dinç Bilgin “Tevazu eşekte vardır” derdi.
Aslında bu cümleyi açarsanız çok şey öğrenirsiniz…
Ya da madalyonun iki yüzü gibi algılarsınız.
Şimdi “felsefe” dersi verecek değilim, ama biraz da kendimi methedeyim… Belki de ilk kez, bir yazımın dünyanın değişik ülkelerinde, Türkiye’nin çok ama çok uzaklarından ses getirdiğini gördüm.
Ben sadece, “Bakan Veysel Eroğlu, ‘hayvanlar!’ için ne düşünüyor?” diye sormuş, bu arada, Hayvan Koruma Gönüllüsü Hamiyet Şahin’in, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’na “Çeşitli amaçlarla yurt dışına her ay yüzlerce hayvan çıkarılıyor. Bunu önlemenizi arz ederim” diye, Kocaeli’den attığı bir mektuptan söz etmiştim.
Ve de yazımda, “Dikkat ederseniz, ‘gönderdi’ kelimesi yerine ‘attı’ diyorum. Çünkü bir zamanlar, milletvekilleri, bakanlar ve partililer ya da genel müdürler notlarını sigara paketlerinin üzerlerine yazarlar, sonra da paketin içindekilerle birlikte, dışının da işi biter, çöpe giderdi.
Yani atılırdı…” diyerek devam ediyordum.
Bu arada Bakana gönderilen şu soruların yanıtını, ben de beklediğimi belirtiyordum:
Sorular şunlar:
1- Ülkemizden yurtdışına çeşitli amaçlarla her ay yüzlerce hayvanın yasal olmayan yolarla çıkarıldığı doğru mudur?
2- Her ay yüzlerce hayvan kimler vasıtası ile çıkarılmıştır, çıkarılmaktadır?
3- Türlü amaçlar için çıkarılan bu hayvanlar kürk mezbahasına ya da ‘deney laboratuarına’ götürülmüşler midir?
Ya da başka amaçlar derken neler kastedilmektedir?
4- Hayvanların çıkışları KARA-DENIZ-HAVA yollarıdır. Yasa gereği buralarda tedbir alınmamış mıdır? Ya da tedbirde kusur mu olmuştur?
5-Yazıda çıkış noktalarında mikrochip taraması olmadığından, bir köpek için düzenlenen belgenin sureti çoğaltılarak yüzlercesi için kullanıldığı yönündedir. Bu mümkün müdür? Neden tedbir alınmamıştır? Bu tedbirsizlik devam etmekte midir? Ediyorsa ne zaman önüne geçilecektir?
6- Tarafımıza gelen çeşitli yazılarda yurt dışına yasal olamayan yolarla hayvan çıkısının onbinlerce olduğundan bahsediliyor. Bu kadar kalabalık sayının, çıkış noktalarında gözden kaçması mümkün müdür?
Denetim sonucu yakalananlar olmuş mudur?...
Şimdi dünyanın başına “domuz gribi” diye bir şey geldi. Herhalde, hayvanlar sadece “yiyecek” ya da “kürk” vs. olarak düşünülmese, onlara “ticari emtia” gözüyle bakılmasa, onlar da bizler de rahat edeceğiz… Ama hep önde olan ve gelen “ticaret” oluyor.
Bu konuyu da şimdilik bir yana bırakayım…
Domuzluk (!) onlara kalsın…
Hayvan dostları ne diyor? Bir de buna bakalım…
- Yurtdışına çıkacak olan hayvana kuduz aşısı yapılmalıdır.
- Yurtdışına çıkacak olan hayvana mutlaka Mikro Chip takılmalıdır.
- Yurtdışına çıkacak olan hayvana kuduz aşısı yapılmasından sonra en az 1- 1,5 ay geçince (antikorların oluşması sureci), hayvandan kan alınıp yurt dışındaki antikor ölçümü yapabilen laboratuarlardan birine, doldurulan form ve mikrochipinin numarası esliğinde yollanmalıdır.
- Laboratuardan gelen tahlil sonucunda yüzde 50 ve üzerinde antikor oluştuğu görüldüğünde, asi karnesi ve tahlil raporu ile bulunulan ilce belediyesine gidip ilçe Tarım müdürlüğünden sevk alınacak.
- İlçe tarım müdürlüğüne 7,5 YTL yatırılacak ( karantina ile araç dezenfeksiyon parası dahil) Araç plakası ve şoförün kimliğiyle il Tarım Müdürlüğüne sevk alınacak.
- il Tarım Müdürlüğü’ne de 5 YTL yatırılacak, belgelerin fotokopileri kaydettirilecek ve soğuk damga yapılan çıkış izni belgesi alınıp 48 saat içinde çıkış yapılacak. (48 saati geçerse, tanzim edilen belgeler geçersiz olur)
Ancak, gümrük kapılarına çıkış için gidildiğinde hayvanın, belgesi gösterilen hayvan olup olmadığı 'mikrochip tarayıcısı' bulunmadığından anlaşılamamakta, aşısız ve kayıtsız hayvanlar , aşılı ve kayıtlı olanların yedek evraklarıyla ve yedek mikrochip pullarıyla chipsiz olarak kaçak şekilde yurt dışına bu işin trafiğini yapanlarca kolaylıkla çıkarılmaktadır…
Bu durum önlenmesi de kolay… İşte yolları:
Hava, kara ve deniz çıkış kapılarında mikrochip tarayıcısı bulundurulması ile kaçak hayvan çıkışı büyük ölçüde engellenecek, her ay yüzlerce hayvanin farklı amaçlarla (!!!) kullanılmak üzere yurt dışına yollanması güçleşecektir.
Bu hem hayvan hem de insan sağlığını da yakından ilgilendirmektedir.
Yazımın başında “Böylesine ilgi görmedim” demiştim ya, bir iki mektubu sizinle paylaşmadan önce bir anımı nakledeyim:
Bir zamanlar “İzmir TV”de haftanın her günü bir saat aralıksız canlı yayın programı yapıyordum. Ve de günün birinde İzmirli iki hayvan severi canlı yayına almıştım.
Amacım halkımızı bilgilendirmekti. Ve de ne oldu biliyor musunuz?
Televizyonun santralı yüzlerce kişinin aramasıyla kilitlendi…
Böylesine bir ilgi ve teveccüh görmemiştik.
Şimdi bir süredir, bu kez uydudan yayın yapan “TV35”de Cuma akşamları TSİ. 20- 22 arasında “Olaylar ve Yankılar” isimli programı sunuyorum. Tekrarı ise pazartesi, herhalde genel müdür Cihat Taysi ile konuşup, bir de “hayvansever” ya da “hayvan dostu” programı yapılmasını istiyeceğim.
Şimdi gelelim elektronik postalara:
Hamiyet Şahin şunları yazmış:
“Yukarıdaki sitede yer alan, aşağıda acık olarak ilave ettiğim yazınız için teşekkür ederim. Bu günümü çok moralsiz geçiriyorum. Dün akşamdan bu yana Sakarya-Hendek belediyesinin doğumuna bir ay kalmış köpekleri, yavruları, sahipli sahipsiz bir çok köpeği katletmesi haberiyle derin üzüntü içindeyim.
Çünkü savunduğum O şeyler ayni zamanda canim kadar sevdiklerim.
Zamanımı geçirmek adına değil onların kaderlerini olumlu yönde değiştirmek adına yola çıktım. Onlara zeval gelmesin istiyorum ama nafile. Şuanda biraz moral takviyesi olması için bu yazınızı okudum ve paylaşmak istiyorum. Selamlar. Hamiyet ŞAHIN---KOCAELİ…”
Bu habere üzülmeyecek gibi değil…
Ama ne moral bozulmalı, ne de sinir. Çünkü mücadele için çelik gibi sinir gerekli… Mücadele için yılmamak, bıkkınlık göstermemek gerekli.
Zafer hep içten, yürekten, beyinden inananların olmuştur.
Almanya’dan gönderilen elektronik posta ise şöyle:
“Sayın Yaşar Bey, Sevgili Hamiyet arkadaşımıza, dolayısı ile de sokak hayvanlarına verdiğiniz destek için hem sahsım, hem de derneğimiz adına size teşekkürlerimi gönderiyorum. Çalışmalarınızı diğer basın mensupları tarafından örnek alınması dileğimdir. Almanya'dan saygı ve selamlarımla, Adile Pannicke
-Başkanlık-“
Şu açıklamayı da okuyucularıma bilgi olarak yapayım:
AnimalProtectionGroup Arbeitsgruppe für Tierrechte e.V.
-gemeinnütziger Tierrechtsverein Bitterfeld/Deutschland
AnimalProtectionGroup Working Group for Animalrights
-non-profit-Organization Bitterfeld/Germany
Almanya da kamu yararına çalışan hayvan hakları derneğidir.
Hamiyet Şahin’e, dünyanın en güzel, modern, çağdaş ilerici şehirlerinden biri olan İzmir’den bir destek yazısı göndereyim. Katledilen yavrucakları geri getiremeyiz ama kendisine biraz destek olabiliriz…
HAYKOD Yönetim Kurulu adına Asbaşkan Gamze Erkok, bakın ne diyor:
“Sayın Hamiyet Şahin, 20 yıldır, Yurt Dışına Gayri etik amaçlar ile KAÇAKCILIK YAPAN DERNEK VE ŞAHISLAR’la bir fiil mücadelemize, tüm samimiyet, kudret ve enerjinizle destek verip, çok büyük adımlar attığınız için, tüm tehditlere cesurca göğüs gerdiğiniz, , pek çok kişi ve dernek gibi iki kuruşa hayvanların yaşamını, onurunuzu şerefinizi satmadığınız, diz çökmediğiniz için, Sizi içtenlikle kutluyoruz. Saygılarımla, HAYKOD Yönetim Kurulu adına Gamze Erkök Asbaşkan…”
Konuyla ilgili değil, ama güzel bir haber…
Bu haberi de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bir özelliğimizin de “Bizi sayana, hürmet edene, bir fazlası ile mukabele etmeyi yaşam sırrı olarak kabul etmeliyiz.
Yıllar önce, eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz’ün, babası FİFA kokartlı uluslararası futbol hakemlerimizden Hakkı Gürüz hocamıza, “Ağabey maç yönetirken o kadar kişi alenen küfür ediyor, rahatsız olmuyor musun?” diye sormuştum. O da bana, “Ben sahaya, herkese bir fazla diyerek adımımı atıyorum… İyi söyleyen için de, kötü söz eden için de geçerlidir” demişti.
Zaten “kem söz sahibine aittir” diye bir atasözümüz de var…
Gelelim güzelliğe:
Emel Aktekin’in resimli haberinin başlığı şöyle: Kupa Ege’den!
CMC (Dünya Kuaförler Federasyonu) üyesi, İzmirli kuaförümüz Ukrayna’nın başkenti Kiev’de düzenlenen ve 13 ülkeden 360 yarışmacının katılımıyla gerçekleşen “Crystal Angel” adlı Uluslararası Saç Tasarım Yarışmasında ülkemizi başarıyla temsil eden ve gelin başı kategorisinde dünya üçüncülüğüne layık görülen Emel Aktekin, Türkiye’ye kupayla döndü.
Türkiye genelinde 16 kuaförün katıldığı yarışmada fantezi topuz, vücut makyajı, saç kesimi tırnak şekillendirme ve Show topuzları kategorilerinde de mansiyonel ve tasarım ödüllerini kazanan kuaförlerimiz, ülkemizi yurtdışında en iyi şekilde temsil ettiler. Yarışmanın bir diğer ayağı da Erzurum 2011 Kış Olimpiyatları ile birlikte büyük bir uluslararası saç tasarımı yarışması CMC Dünya Kuaförler Federasyonu Türkiye Temsilciliği tarafından düzenleneceğinin müjdesini verdiler.
“Dünya çöl olmasın!” temasıyla yola çıkan Emel Aktekin, önümüzdeki yıl birinciliği hedeflediğini dile getirdi...
Bakın biz “hayvan dostlarından” söz ederken, birincilik kazanan İzmirli Emel Aktekin de “Dünya çöl olmasın!”diyor…
Özetle, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyenlere, “artık evlerinizden çıkın da bu dünya için, insanlık için, çocuklarımız ve geleceğimiz için bir şeyler de siz yapın!” çağrısını yapıyorum.
Bu arada, sakın yılanlara da dokunmayın… Çünkü, onlar de ekolojik dengenin en önemlilerindendir.
Unutmayın, “Baltalar elimizde, gideriz biz ormana… ormana” diyerek büyüttüğümüz çocuklarımız, şimdi “Orman nerede?” diye hesap sormaya başladılar bile…
Sources: Gozlemgazetes




